15 Yılı Aşkın Tecrübeyle Yapımcı ve Yönetmen Kubilay Akar’ın Gözünden Bir Film Setinin Görünmeyen Tarafı

Bir yönetmenin set çantasında kamera vardır.

Lens vardır.

Notlar vardır.

Belki bir storyboard, bir tablet, bir kulaklık, bir kalem ve sayısız küçük ekipman…

Ama 15 yılı aşkın süredir onlarca film, reklam, belgesel ve farklı ölçekte prodüksiyonun içinde olan bir yapımcı ve yönetmen olarak şunu çok net söyleyebilirim:

Bir yönetmenin asıl set çantasında ekipmandan çok deneyim vardır.

Çünkü yıllar geçtikçe insan şunu öğreniyor:

Sette her şey plana göre gitmez.

Hava değişir.

Lokasyon değişir.

Oyuncunun enerjisi değişir.

Işık değişir.

Zaman daralır.

Müşterinin beklentisi değişebilir.

Ve bazen bütün bunların ortasında, yüzlerce kişinin baktığı yerde, birkaç dakika içinde karar vermeniz gerekir.

İşte yönetmenlik biraz da burada başlar.

İlk Ders: Yönetmen Sete Çekim Günü Gelmez

Bir film setinde gördüğünüz birkaç saatlik görüntünün arkasında günler, haftalar, bazen aylar süren bir hazırlık vardır.

Senaryo okunur.

Brief incelenir.

Hikâye parçalanır.

Lokasyonlar değerlendirilir.

Oyuncular seçilir.

Görüntü dili oluşturulur.

Kamera ve lensler belirlenir.

Işık tasarlanır.

Sanat departmanı hazırlanır.

Kostüm ve makyaj planlanır.

Çekim programı oluşturulur.

Ekip kurulur.

Bütçe kontrol edilir.

Ve bütün bu süreçler birbirine bağlanır.

Sektörde sıkça söylenen bir cümle vardır:

“Sorunu sette çözmek yerine, mümkün olduğunca pre-production aşamasında çöz.”

Bu benim için yıllar içinde çok daha anlamlı hale geldi.

Çünkü sette çözdüğünüz her problem genellikle zaman, para veya yaratıcılıktan bir şey götürür.

İyi bir hazırlık ise size sette özgürlük kazandırır.

ARRI’nin güncel prodüksiyon çözümlerinde de pre-production’dan çekime ve post prodüksiyona kadar tüm sürecin planlanması, görselleştirilmesi ve standardize edilmesinin üretim verimliliğini artırdığı özellikle vurgulanıyor.


Peki Bir Yönetmenin Set Çantasında Gerçekten Ne Olmalı?

Benim cevabım şu:

1. Hikâye

Her şeyden önce hikâye.

Kamera, lens, ışık, drone, crane, dolly… Bunların hepsi araç.

Ama ne anlatacağınızı bilmiyorsanız en pahalı ekipman bile size iyi bir film vermez.

Bir yönetmen sete geldiğinde hikâyeyi kafasında taşımalıdır.

Sahnenin neden var olduğunu, karakterin ne hissettiğini, markanın ne söylemek istediğini ve seyircinin ne hissetmesini istediğini bilmelidir.

Benim için setteki en önemli ekipman hâlâ budur:

Hikâyenin kendisi.


2. Hazırlık

15 yılı aşkın sürede öğrendiğim en önemli şeylerden biri şu:

Sette ne kadar sakin görünüyorsanız, muhtemelen sette o kadar iyi hazırlanmışsınızdır.

Çünkü iyi hazırlanmış bir yönetmen, sorun çıktığında paniğe kapılmaz.

Alternatif üretir.

Plan B’ye geçer.

Gerektiğinde Plan C’yi yaratır.

Storyboard sadece güzel bir doküman değildir.

Shot list sadece bir liste değildir.

Moodboard sadece görsel bir sunum değildir.

Bunların tamamı yönetmenin zihnindeki filmin ekip tarafından anlaşılmasını sağlayan iletişim araçlarıdır.


3. Doğru Ekip

Bir yönetmenin tek başına iyi film yapma şansı yoktur.

İyi bir film, iyi insanların birlikte çalışmasıyla ortaya çıkar.

Yıllar içerisinde farklı projelerde farklı ekiplerle çalışma fırsatım oldu. Ve zaman içinde şunu daha iyi anladım:

İyi ekip, iyi ekipmandan daha değerlidir.

Çünkü iyi bir ekip;

  • Problemi siz söylemeden fark eder.
  • Zamanın değerini bilir.
  • Kendi alanına hâkimdir.
  • Diğer departmanlara saygı duyar.
  • Yönetmenin anlatmak istediğini anlamaya çalışır.
  • Baskı altında çözüm üretebilir.
  • Setin enerjisini korur.

Bir görüntü yönetmeniyle kurduğunuz iletişim, birinci kamera asistanıyla kurduğunuz güven, ışık ekibinin refleksleri, sanat departmanının hazırlığı ve yapım ekibinin organizasyon gücü aynı filmin parçalarıdır.

Sinema bireysel bir sanat gibi görünse de, prodüksiyon açısından son derece kolektif bir iştir.


4. Kamera Bilgisi

Yönetmenin kamerayı teknik olarak kullanması şart değil.

Ama kameranın ne yapabileceğini bilmesi şart.

Hangi lensin nasıl bir perspektif yaratacağını…

Sensörün görüntüyü nasıl etkilediğini…

Hangi ışık koşulunda hangi kameranın avantaj sağlayacağını…

Frame rate’in görüntü üzerindeki etkisini…

Shutter’ın hareket hissini nasıl değiştirdiğini…

Depth of field’in anlatıya nasıl hizmet ettiğini…

Bunları bilmek yönetmenin görüntü yönetmeniyle aynı dili konuşmasını sağlar.

Son dönemde ALEXA 35, ALEXA 35 Xtreme ve ALEXA 265 gibi sistemlerle kamera teknolojisi ciddi biçimde gelişti. Ancak teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, temel soru değişmiyor:

Bu teknoloji hikâyeye ne katıyor?

Benim için kamera seçiminin başlangıç noktası her zaman burası.


5. Lens

Bir yönetmenin çantasında fiziksel olarak lens olmayabilir.

Ama kafasında lens olmalı.

24 mm ile 50 mm aynı hikâyeyi aynı şekilde anlatmaz.

85 mm ile bir karaktere yaklaşmakla geniş açıyla yaklaşmak aynı duyguyu yaratmaz.

Anamorfik lens başka bir dünya yaratır.

Vintage lens başka bir karakter verir.

Modern prime lens başka bir his verir.

Lens seçimi sadece teknik bir tercih değildir.

Bakış açısıdır.

Bu nedenle bir sahneyi tasarlarken “hangi kamerayı kullanacağız?” kadar “bu hikâyeyi hangi optikle görmek istiyoruz?” sorusu da önemlidir.


6. Işık Bilgisi

Yönetmenin ışıkçı olması gerekmiyor.

Ama ışığı anlaması gerekiyor.

Çünkü sinematik görüntünün en önemli yapı taşlarından biri ışık.

Işığın yönü…

Kontrast…

Renk sıcaklığı…

Gölge…

Pratik ışık kaynakları…

Arka ışık…

Negatif dolgu…

Atmosfer…

Bunların hepsi hikâyeyi etkiliyor.

Bazen en iyi ışık, daha fazla ışık değildir.

Bazen bir sahneyi güçlü yapan şey, karanlıkta bıraktığınız alandır.

ARRI’nin ALEXA 35 üzerine yayımladığı bir Türkiye prodüksiyonu örneğinde de düşük ışık ve pratik ışık kaynaklarıyla çalışmanın kamera ve görüntü yönetimi açısından önemli bir yaratıcı avantaj sağladığı anlatılıyor.

Bu yüzden yönetmenin ışığı sadece “görüntüyü aydınlatan şey” olarak değil, hikâyenin atmosferini oluşturan bir araç olarak görmesi gerekir.


7. Zaman

Bir yönetmenin set çantasında mutlaka bulunması gereken ama hiçbir yerde satılmayan bir şey:

Zaman duygusu.

Setin en pahalı şeylerinden biri zamandır.

Bir saatlik gecikme sadece bir saat kaybetmek anlamına gelmez.

Oyuncu bekler.

Ekip bekler.

Lokasyon bekler.

Işık değişir.

Güneş hareket eder.

Çekim programı sıkışır.

Post prodüksiyon etkilenir.

Bütçe etkilenir.

Bu nedenle yönetmen yaratıcı karar kadar zaman kararını da verebilmelidir.

Bazen hayal ettiğiniz 10 plandan 6’sını çekmek zorunda kalırsınız.

İşte o anda hangilerinin gerçekten önemli olduğunu bilmek gerekir.


8. Plan B

Set hayatında plan B bir lüks değil, ihtiyaçtır.

15 yılı aşkın sürede bunun sayısız örneğini gördüm.

Hava değişebilir.

Bir lokasyon kullanılamayabilir.

Bir oyuncu gecikebilir.

Bir ekipman arızalanabilir.

Işık beklenenden farklı olabilir.

Bir sahne düşündüğünüz gibi çalışmayabilir.

Bunların hiçbiri filmin bitmesi anlamına gelmez.

İyi bir yönetmenin farkı, problem çıktığında problemi büyütmek değil, hikâyeyi koruyarak yeni bir çözüm bulmaktır.

Bazen en güzel görüntüler, Plan B’den çıkar.


9. İletişim

Bir yönetmen yüzlerce insana aynı anda talimat veremez.

Ama doğru insanlarla doğru iletişimi kurabilir.

Yönetmen;

  • Yapımcıyla bütçeyi,
  • Görüntü yönetmeniyle görüntüyü,
  • Sanat departmanıyla dünyayı,
  • Oyuncuyla karakteri,
  • Işık ekibiyle atmosferi,
  • Kurgu ekibiyle ritmi,
  • Colorist ile final görüntüyü

konuşabilmelidir.

Bence iyi yönetmenlik biraz da çeviri yapabilme sanatıdır.

Kafanızdaki soyut fikri, başka bir insanın anlayabileceği somut bir şeye dönüştürmeniz gerekir.


10. Monitörün Arkasında Kalabilmek

Yönetmenlik sadece “Action!” demek değildir.

Bazen susmaktır.

Bazen oyuncuyu izlemektir.

Bazen görüntüyü izlemektir.

Bazen hiçbir şey söylememektir.

Ve bazen herkes bir şey değiştirmek isterken:

“Hayır, böyle kalsın.”

diyebilmektir.

Çünkü sette herkesin bir fikri vardır.

Yönetmenin görevi bütün fikirleri uygulamak değil, filmin doğru fikrini bulmaktır.


11. Yapımcı Tarafını Unutmamak

Benim için yönetmenlik ile yapımcılık birbirinden tamamen ayrı iki dünya değil.

Yapımcı tarafında bütçeyi, zamanı, ekibi ve operasyonu düşünürken yönetmen tarafında hikâyeyi, oyuncuyu, görüntüyü ve duyguyu düşünmek zorundasınız.

Bu iki tarafın birbirini anlaması prodüksiyonu güçlendiriyor.

Çünkü güzel bir fikir, uygulanabilir değilse yalnızca fikir olarak kalıyor.

İyi bir prodüksiyon ise:

Yaratıcı hedef + doğru planlama + güçlü ekip + doğru kaynak yönetimi

dengesinin sonucunda ortaya çıkıyor.


12. Set Çantasındaki En Önemli Şey: Sakinlik

Belki de en çok zaman geçtikçe öğrendiğim şey bu.

Set kalabalıktır.

Herkesin işi acildir.

Herkes sizden bir cevap bekler.

Bazen aynı anda beş kişi soru sorar.

İşte yönetmenin görevi o anda herkesten daha fazla bağırmak değildir.

En sakin kişi olabilmektir.

Çünkü yönetmenin ruh hali sete doğrudan yansır.

Yönetmen panik yaparsa ekip panik yapar.

Yönetmen çözüm üretirse ekip çözüm üretir.

Yönetmen güven verirse ekip daha cesur kararlar alır.

Bu nedenle benim set çantamda yıllar içinde en değerli hale gelen şeylerden biri:

Soğukkanlılık.


Film Setinin Gerçek Aşamaları

Bir projeyi yalnızca çekim günü üzerinden değerlendirmek büyük bir yanılgı.

Benim için bir prodüksiyon üç temel aşamadan çok daha fazlasını içeriyor.

Geliştirme

Her şey fikirle başlıyor.

  • Fikir
  • Brief
  • Senaryo
  • Treatment
  • Kreatif yaklaşım
  • Bütçe
  • Yapım planı

Bu aşamada henüz kamera açılmadan filmin büyük bölümünün temeli atılıyor.

Pre-Production

Bence filmin kaderinin en çok belirlendiği aşamalardan biri.

  • Senaryo breakdown
  • Casting
  • Lokasyon scouting
  • Storyboard
  • Shot list
  • Moodboard
  • Kamera ve lens testleri
  • Işık testleri
  • Kostüm
  • Sanat
  • Makyaj
  • Teknik ekip
  • Çekim programı
  • İzinler
  • Ulaşım
  • Konaklama
  • Ekipman
  • Güvenlik
  • Bütçe ve operasyon

Burada yapılan hazırlık ne kadar güçlü olursa çekim günü o kadar özgürleşirsiniz.

Production

Herkesin gördüğü bölüm burası.

Kamera açılır.

Işıklar yanar.

Oyuncular hazırlanır.

Set kurulur.

Ve bütün departmanlar aynı anda çalışmaya başlar.

Ama dışarıdan birkaç dakikalık görünen bir sahnenin arkasında onlarca insanın koordinasyonu vardır.

Post-Production

Film burada ikinci kez çekilir.

Kurgu ile hikâyenin ritmi ortaya çıkar.

Ses tasarımı atmosferi oluşturur.

Müzik duyguyu destekler.

Color grading görüntünün son karakterini belirler.

VFX gerekiyorsa görsel dünya tamamlanır.

Ve sonunda film, çekim sırasında kafamızda gördüğümüz şeyden gerçek bir esere dönüşür.

Modern dijital sinema iş akışında çekimden post prodüksiyona geçişin veri yönetimi, dailies, renk yönetimi ve conform gibi süreçlerle birlikte planlanması gerekiyor. ARRI de orijinal kamera görüntülerinin yedeklenmesi, dailies oluşturulması ve post prodüksiyonda doğru materyalle yeniden eşleştirilmesinin iş akışının temel parçaları olduğunu belirtiyor.


Peki Benim Gerçek Set Çantamda Neler Var?

Yıllar önce bu soruya muhtemelen ekipman listesiyle cevap verirdim.

Bugün ise biraz farklı cevap veriyorum.

Benim set çantamda:

Hikâye var.

Deneyim var.

Merak var.

Hazırlık var.

Plan B var.

Ekip arkadaşlarına güven var.

Kriz anında sakin kalabilme var.

İyi bir görüntü için mücadele etme isteği var.

Ve en önemlisi:

Her projede yeniden öğrenmeye hazır olmak var.

Çünkü 15 yılın sonunda bile bir sette “artık her şeyi biliyorum” diyemiyorsunuz.

Tam tersine, ne kadar çok proje yaptıkça bilmediğiniz şeylerin ne kadar fazla olduğunu fark ediyorsunuz.

Her film yeni bir ders.

Her reklam yeni bir problem.

Her lokasyon yeni bir deneyim.

Her ekip yeni bir enerji.

Her yönetmenlik kararı yeni bir sorumluluk.


Sektörden Birinin Bu Yazıda Kendini Bulması

Eğer yıllardır setteyseniz, bu satırların bir yerinde mutlaka kendinizi bulmuşsunuzdur.

Sabahın çok erken saatinde lokasyona gidip güneşin yönünü hesaplayan görüntü yönetmeninde…

Herkesten önce sete gelip ekipmanı hazırlayan kamera asistanında…

Oyuncunun kostümünü son dakikada değiştiren sanat departmanında…

Çekim programını dakikası dakikasına takip eden yapım ekibinde…

Bir sahneyi yetiştirmek için aynı anda üç farklı çözüm üreten yardımcı yönetmende…

Setin bütün yükünü sessizce taşıyan prodüksiyon ekibinde…

Ve monitörün arkasında, herkesin göremediği küçük bir detayın peşinde olan yönetmende…

Sinema biraz da bu insanların toplamıdır.

Ekranda yönetmenin adı görünür.

Ama filmin arkasında yüzlerce insanın emeği vardır.

Bu yüzden benim için iyi bir prodüksiyonun en önemli göstergelerinden biri yalnızca ortaya çıkan görüntü değildir.

O görüntünün nasıl ortaya çıktığıdır.


Sonuç: Set Çantası Zamanla Değişir

İlk yıllarda insan daha çok ekipman düşünür.

Daha iyi kamera.

Daha iyi lens.

Daha büyük ışık.

Daha fazla ekipman.

Daha büyük set.

Sonra yıllar geçer.

Ve aslında en önemli şeylerin ekipman olmadığını fark edersiniz.

Doğru hikâye.

Doğru ekip.

Doğru iletişim.

Doğru hazırlık.

Doğru zamanlama.

Ve doğru anda doğru kararı verebilmek.

Bugün 15 yılı aşkın tecrübenin ardından benim için yönetmenin set çantası biraz daha sade.

İçinde hâlâ kamera var.

Ama kameradan daha önemlisi bakış açısı.

İçinde hâlâ senaryo var.

Ama senaryodan daha önemlisi hikâyeyi anlayabilmek.

İçinde hâlâ plan var.

Ama plandan daha önemlisi değişen koşullara uyum sağlayabilmek.

Ve içinde hâlâ ekip var.

Ama ekipten daha önemlisi insanlara güvenebilmek.

Çünkü sonunda iyi bir film, yalnızca iyi ekipmanlarla yapılmıyor.

İyi insanlar, doğru hikâye ve ortak bir vizyon bir araya geldiğinde film gerçekten yaşamaya başlıyor.

Benim için yönetmenin gerçek set çantası tam olarak bu.

Deneyim, merak, cesaret, sakinlik ve hikâyeye duyulan inanç.

Kubilay Akar
Yapımcı & Yönetmen